Ekonomist Mahfi Eğilmez, faiz artırımının sonuçlarını yazdı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı.

Buna göre Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini 750 puan artışla yüzde 25’e yükseltti.

Böylelikle faiz 4 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Merkez Bankası böylece üç ayda 16.5 puanlık faiz artışı yaptı.

Ağustos toplantısı yeni başkan yardımcıları Cevdet Akçay, Hatice Karahan ve Fatih Karahan’ın katıldığı ilk PPK toplantısı olarak da kayda geçti.

Merkez Bankası’nın faiz kararını ekonomist Mahfi Eğilmez değerlendirdi.

Eğilmez, Merkez Bankası’nın politika faizini artırması ülkede parayı daha pahalı hale getireceğini, tasarruf eğilimi artacağını ve talebin düşmeye başlayacağını kaydetti. Talepteki düşüşün de enflasyondaki artış hızının önce frenlenmesine sonra da düşmesine neden olacağını ifade etti.

Mahfi Eğilmez’in ilgili yazısı şu şekilde:

“Bankalar ilerleyen aylarda likiditeye ulaşmanın daha zor ve maliyetli olacağını tahmin ederek, önceden daha çok kaynak çekebilmek için, mevduat faizlerini artırmaya başlarlar.

Doğal olarak kaynak maliyetlerinde ortaya çıkan bu artışlar bankaların kredi faizlerini de artırmasına neden olur. Böylece merkez bankasının politika faizini artırması ülkede parayı daha pahalı hale getirir ve tasarruf eğilimi artmaya, talep düşmeye başlar. Talepteki düşüş enflasyondaki artış hızının önce frenlenmesine sonra da düşmesine neden olur.

Bu tablo, Merkez Bankası’nın yaptığı politika faizi artışının kısa vadede yaratacağı sonuçları veriyor. Tabloyla ilgili birkaç açıklama yapmakta yarar olabilir: Kurdaki düşüş (TL’nin yabancı paralara karşı değer kazanması) ithalatı TL cinsinden ucuz, ihracatı ise pahalı hale getirdiği için ithalatı artırır, ihracatı düşürür.

İthalatın artması tabloda ithalatçı açısından olumlu olarak gösterilmiş olmakla birlikte toplum açısından olumsuzdur. İhracatın düşmesiyle yerli tüketicilerin olumlu etkilenecek olmasının nedeni ihracatçıların, ihraç edemeyeceği malları iç piyasada satışa sunması ve bu şekilde iç piyasada artan arzla birlikte fiyatlarda ek düşüş yaşanmasıdır.

Bu olguyu, mesela Rusya’ya ihraç edilemeyen domateslerin iç piyasada satılmasıyla domates fiyatlarının düşmesi biçiminde ara sıra yaşıyoruz.

Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 25’e yükseltmesinin ilk sonucu kur üzerinde görüldü, TL, yabancı paralara karşı değer kazandı.

Piyasada, Merkez Bankası’nın faizi artırmaya devam edeceği kanısının doğmasıyla birlikte dövize olan talepte düşüş eğilimi ortaya çıkınca kur da geriledi. Diğer etkiler biraz daha zamana bağlı olarak ortaya çıkacaktır.

Bununla birlikte bu tabloda yer alan bazı sonuçların mutlaka burada gösterildiği gibi çıkması şart değildir.

Örneğin bu faiz artışı eğer başta yargı bağımsızlığı (hukukun üstünlüğü) ve demokrasinin güçlendirilmesi gibi yapısal reformlarla desteklenirse ya da toplumun beklentilerinde çeşitli nedenlerle iyileşmeler ortaya çıkarsa o zaman sonuçların bazıları farklı olabilir. Örneğin yatırımlar düşmeyebilir, hatta yabancı yatırımlarla birlikte yatırımlarda artış görülebilir.

Güven artışı beklenenin çok üzerinde gerçekleşebilir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx