6 Aralık 1936 tarihinde Barselona’nın sokakları, faşizme karşı verdiği mücadelede hayatını kaybeden Alman komünist işçi lideri Hans Beimler’i son yolculuğuna uğurlamak için toplanan binlerce kişiyle dolup taştı. Nazi rejiminden kaçarak İspanya’ya sığınan Beimler, Uluslararası Tugaylar bünyesinde, Franco’nun faşist ordusuna karşı savaşan Alman Thälmann Bölüğü’nün komutanlığını üstlendi.
Kavel Alpaslan’ın Gazete Duvar’da yayımlanan yazısına göre; 1895 yılında Münih’te yoksul bir işçi ailesinde dünyaya gelen Beimler, genç yaşlarda sosyalist hareketle tanıştı. I. Dünya Savaşı sırasında denizci olarak görev yapan Beimler, Ekim Devrimi’nin etkisiyle devrimci bir yaşam tarzını benimsemeye başladı. Almanya’daki Spartakist ayaklanmalara katılan ve Almanya Komünist Partisi (KPD) içinde aktif bir rol üstlenen Beimler, 1932’de Reichstag milletvekili seçildi. Ancak Nazi Partisi’nin iktidara gelmesiyle tutuklandı ve Dachau Toplama Kampı’na gönderildi. Kamptan kaçmayı başaran Beimler, Sovyetler Birliği’ne sığındıktan sonra Komintern tarafından İspanya İç Savaşı’na destek vermek üzere görevlendirildi.
Barselona sokakları, İspanya İç Savaşı boyunca birçok cenaze merasimine ve yürüyüşe ev sahipliği yaptı. Ancak 6 Aralık 1936’da toplanan kalabalık, uğurladıkları cenazenin farklı bir anlam taşıdığını biliyordu. Nazi Almanyası ve Mussolini İtalya’sının desteklediği General Franco, İspanya Cumhuriyeti’ne karşı darbe gerçekleştirmişti. Bu süreçte, komünistler, anarşistler, sosyalistler ve cumhuriyetçiler, Franco’nun güçlerine karşı silahlı direniş gösterdiler. Ancak Barselona’da on binlerce kişinin uğurladığı kişi bir Almandı: Mücadele dolu bir yaşam süren komünist işçi lideri ve Reichstag milletvekili Hans Beimler. İspanya’da ise o, Uluslararası Tugayların altındaki Alman Bölüğü’nün ünlü komutanıydı.
Bu cenaze, sıradan bir tören değildi. Hans Beimler’ın hikayesi, sadece enternasyonalist bir devrimcinin yaşamını değil, aynı zamanda dönemin karanlık koşullarında faşizme karşı duyulan direnişin sembolünü de anlatıyordu. Almanya, 1930’larda faşizmin toplumsal hayata hâkim olduğu bir dönemden geçiyordu. Beimler, bu korkunç dönemden kaçmayı başarmış bir isimdi. Diğer bazı Alman komünistler, 1933’te tutuklanan işçi lideri Ernst Thälmann’ın adını kızıl bayraklara yazarak, bu isimle kurdukları bölükle kanlarını İspanya’daki yoldaşlarına sunma kararlılığını gösterdiler. Peki, bu insanlar neden kendi ülkelerinde mücadele etmek yerine İspanya’ya gitmeyi tercih ettiler?
Sorunun cevabında, enternasyonalizmin yalnızca bir niyet beyanı olmadığını gösteren Hans Beimler’ın bilinmeyen hikayesini dinlemekte fayda var.
Biyografilerin başlangıç cümleleri genellikle sıkıcı ve yüzeysel gelir. Ancak Beimler’ın hikayesine baktığımızda, onun doğumu bile gelecekteki mücadelesinin habercisi gibidir. Münih’te 1895 yılında yoksul bir işçi ailesinin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelen Beimler, söylentilere göre doğar doğmaz tahta bir kutuya konmuş ve büyükanne ve büyükbabasına gönderilmek üzere trene bırakılmıştır. Çilingir olan dedesi, kutuyu alıp içinden çıkan bebeği evlat edinmiştir. Bu nedenle Hans, hayatı boyunca “Kistenböiberl” yani “kutu çocuk” olarak anılmıştır. Dedesiyle birlikte büyüdüğü evde zorlu bir yaşam sürmüş ve bu bağlamda mücadele ruhunu erken yaşta edinmiştir.